Evimizin önünden dere akar denize Yaşlansaydık sevdiğim senin ile diz dize Kara yemiş dalının açtı beyaz çiçeği Bu sevdadan fayda yok geçirmişiz zamanı Yüce dağ değildim duman sardı başımı Sevdiğim beni anla ah ben de sevdiğimi Kayık gelir uzaktan dalgalara karışmış Daha kavuşamadan mevlam ayrılık yazmış Çalma kemençem dertli zaten yüreğim yara Böyle ayrılık olmaz hepmi bu bahtım kara Civranun Yalısına vardır küçük bir liman Gelmeyelim göz göze ağlarım dayanamam Yüce dağ değildim duman sardı başımı Sevdiğim beni anla ah ben de sevdiğimi Kayık gelir uzaktan dalgalara karışmış Daha kavuşamadan mevlam ayrılık yazmış
22 Ekim 2014 Çarşamba
Psikopat - Keith Ablow ( E-kitap ) İndir
On iki ceset, on iki eyalet. Kimsenin bilmediği şey ise, Otoban Katilinin, sahte bir güvenlik duygusu yaratarak, kurbanlarının aklını çelen ve onların en karanlık ve en gizli sırlarını, mucizevî bir şekilde kavrayan yetenekli bir psikiyatrist olduğudur. O, aynı zamanda hem kurbanlarının günah çıkardıkları bir papaz, hem de onların cellâdı rolünü üstlenir. Katil, The New York Timesa bir mektup yazarak, ünlü adli psikiyatrist Frank Clevengerı, gazetenin ilk sayfasında yayımlanacak ve sadece gerçekleri anlatan mektuplarının takası aracılığıyla, kendisini tedavi etmeye çağırır ve zihninin yarattığı insanlık dışı duygularını Clevengera, onu iyileştirecek cesarete sahip -ya da bunu denerken ölecek- tek kişiye açar.
Ablow psikolojik gerilim romanlarının kralı. Dikkatli olun, çünkü bu sayfalar ellerinizi yakabilir.
-Dennis Lehane-
Hızlı tempolu ve korkutucu.
-Janet Evanovich-
Son derecede ilgi çekici! Keskin viraj ve kıvrımlarıyla, insanı şok eden ve hayrete düşüren, gizemle dolu bir lunapark treni. Keith Ablow dışında hiçbir yazar, insan kalbinin en gizli ve karanlık bölgelerine ulaşan, bu denli derin bir tünel kazamaz.
-Tess Gerritsen-
Ustaca, canlı ve dinamik yazı biçimiyle Ablow, hasar görmüş hayatlardaki dehşet ve umutsuzluğu adeta resmediyor.
-Jonathan Kellerman-
İnsan zihnini yönlendiren, muhteşem bir psikolojik gerilim romanı.
-Publishers Weekly-
Keith Ablow, Thomas Harrisin içgüdülerine sahip.
-James Ellroy-
Birinci sınıf bir gerilim romanı.
-The Washington Post-
Büyüleyici! Ürpertici ve seksi.
-James W. Hall-
Seks, cinayet, delilik ve tıp bilimi. Gerilim tarzı romanların okuyucuları daha fazla ne isteyebilir? Tedirgin edici, sürükleyici bir roman.
-Michael Palmer-
İNDİR
21 Ekim 2014 Salı
20 Ekim 2014 Pazartesi
Cengizhan Konuş - Lâyezal
Lâyezal Aşktı, Ayrılıkla Başlayandı
Lâyezal, imkânsıza inanan kadın.
İnancının güçlülüğüyle ezber et beni.
Tenimden aktı gecenin ruh çatlatan sessizliğinin parmakları.
Karanlıktan medet uman gözlerime ağlayışlarımı giydirdim.
Düşsüzlüğümden yarınlar peydahlarken, dehşetinde parçalandığım ellerinin izine sokuldum.
Eşkâlini verdim meleklere.
Kursağımdan dökülen cümlelerin gizli tanığı sendin.
Saçlarından yapılmış mezarlara ellerimi gömerken cesedimi saklamaya salgın bir ayrılıktan başka ağrı bulamadın mı?
Kirli bakışlarla konuşma bana.
Ezber edilemeyen yalanları doğruluk payı doğuramayan acılarımda uyutmaya kalkışma.
Kalabilseydin bütün şarkılarım öksüz, bütün ağlamalarım başlangıçsız kalırdı.
Lâyezal, sana intihar süsü versem beni katleder misin?
Sana benzemeyen sonlardan ancak kendimi uydurabildim.
Hüznümün dolambaçlı yollarından yüzümü toplayabildim yalnız.
Sen çiçeklerin kokmazlığına inanırken, ben kokunun iman edilebilir yanına yaslandım.
Anlam bölünmelerinde neden hep benim adım geçti Lâyezal?
Çığlıkla aramda sadece sitem vardı.
Heceleyerek gülebiliyordum.
Derim kavladı gözlerimde uyuturken kirpiklerini.
Bir rüzgâr saçlarında asaletini bulurdu ancak…
Ve ıslaklığı alıntı yapılamayan yağmurlar dudağında…
Çiz kabrimin üstünü, irtifa kaybediyor ölümün kanatları.
Kısa bir öyküde seslendirdim senin bana ait kader karalamalarını: Bir varmış, bir yârmış…
Susabilmelerin derlenmelerinden dağınık masallar topladım.
Yaralarımda kanayan uçurumları kalemin ucuyla avuttum.
Herkes gözlerimden başka anlamlar çıkarırken ben gözlerimin körlüğünü kalbime yama yaptım.
Her nereye baksam, baktığım noktada bitti masallar.
Sabahlardan cennet huşusuyla geçen yüreğimin korkaklığını emanet ettim aydınlıklara.
Bir susmalık içim vardı.
Onu da aşkla kaybettim Lâyezal.
Teselliden nakaratlar devşiren sözcüklerinde hummaydı ağrılarım.
Bana kim olmaya gelmiştin de gidişin beni de götürdü Lâyezal?
Fişlenmiş ruhuma künyeni astın.
Kendi boşluklarımda asılı kalmanın hiçbir yanı öldürmedi seni.
Kırılabilirdim bütün cümlelerinin sonunda nokta yerine.
Adından bir soru çıkardım, şimdi yalnızlığında kendimi bulmamaca oynuyorum.
Oysa Lâyezal, yalnızlık uçsuzluk uyandıran var oluşuna rağmen, sana yapılmış bir gönderme.
Gülüşüm sana ithaftır; seni bende okusunlar böylece.
Lâyezal! Aşktı; ayrılıkla başlayandı: Gidişine inanabilmek için yüzüne dua sürdüm, dudağın âmin dedi.
Lâyezal, imkânsıza inanan kadın.
İnancının güçlülüğüyle ezber et beni.
Tenimden aktı gecenin ruh çatlatan sessizliğinin parmakları.
Karanlıktan medet uman gözlerime ağlayışlarımı giydirdim.
Düşsüzlüğümden yarınlar peydahlarken, dehşetinde parçalandığım ellerinin izine sokuldum.
Eşkâlini verdim meleklere.
Kursağımdan dökülen cümlelerin gizli tanığı sendin.
Saçlarından yapılmış mezarlara ellerimi gömerken cesedimi saklamaya salgın bir ayrılıktan başka ağrı bulamadın mı?
Kirli bakışlarla konuşma bana.
Ezber edilemeyen yalanları doğruluk payı doğuramayan acılarımda uyutmaya kalkışma.
Kalabilseydin bütün şarkılarım öksüz, bütün ağlamalarım başlangıçsız kalırdı.
Lâyezal, sana intihar süsü versem beni katleder misin?
Sana benzemeyen sonlardan ancak kendimi uydurabildim.
Hüznümün dolambaçlı yollarından yüzümü toplayabildim yalnız.
Sen çiçeklerin kokmazlığına inanırken, ben kokunun iman edilebilir yanına yaslandım.
Anlam bölünmelerinde neden hep benim adım geçti Lâyezal?
Çığlıkla aramda sadece sitem vardı.
Heceleyerek gülebiliyordum.
Derim kavladı gözlerimde uyuturken kirpiklerini.
Bir rüzgâr saçlarında asaletini bulurdu ancak…
Ve ıslaklığı alıntı yapılamayan yağmurlar dudağında…
Çiz kabrimin üstünü, irtifa kaybediyor ölümün kanatları.
Kısa bir öyküde seslendirdim senin bana ait kader karalamalarını: Bir varmış, bir yârmış…
Susabilmelerin derlenmelerinden dağınık masallar topladım.
Yaralarımda kanayan uçurumları kalemin ucuyla avuttum.
Herkes gözlerimden başka anlamlar çıkarırken ben gözlerimin körlüğünü kalbime yama yaptım.
Her nereye baksam, baktığım noktada bitti masallar.
Sabahlardan cennet huşusuyla geçen yüreğimin korkaklığını emanet ettim aydınlıklara.
Bir susmalık içim vardı.
Onu da aşkla kaybettim Lâyezal.
Teselliden nakaratlar devşiren sözcüklerinde hummaydı ağrılarım.
Bana kim olmaya gelmiştin de gidişin beni de götürdü Lâyezal?
Fişlenmiş ruhuma künyeni astın.
Kendi boşluklarımda asılı kalmanın hiçbir yanı öldürmedi seni.
Kırılabilirdim bütün cümlelerinin sonunda nokta yerine.
Adından bir soru çıkardım, şimdi yalnızlığında kendimi bulmamaca oynuyorum.
Oysa Lâyezal, yalnızlık uçsuzluk uyandıran var oluşuna rağmen, sana yapılmış bir gönderme.
Gülüşüm sana ithaftır; seni bende okusunlar böylece.
Lâyezal! Aşktı; ayrılıkla başlayandı: Gidişine inanabilmek için yüzüne dua sürdüm, dudağın âmin dedi.
Kendimden Özür Diliyorum
KENDİMDEN ÖZÜR diliyorum...Yaşadığım süre boyunca hep MERHAMETİMİN arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada BIRAKTIM. Kimseden bir şey BEKLEMEDİM, doğrusu bu sanıyordum çünkü. Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı İÇİMDE sakladım, SUSTUM bastırdım olsun dedim İNSANLIK bende kalsın.Verdim, hep VERDİM karşılığını alıp alamadığıma BAKMADAN, aslında güçlü olmak değildi istediğim,ama olmak ZORUNDAYDIM ve oldum......Kendimi hep ERTELEDİM. Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş KUTSAL bir görev olarak gördüm. Herkesi mutlu etmek zorundayım ZANNETTİM. Benim de mutlu olmam gerektiğini UNUTMUŞUM.. Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki VİCDANIM rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı GÖREVLERİ olduğunu hiçe saymışım oysa...NE YAZIK Kİ; Karşımdakilerin EKSİKLERİNİ tamamlamaya çalışırken, onların HATALARINI görmeye vaktim kalmamış SANKİ. Beni ÜZMELERİNE bakmadan, karşılığında ne ALDIĞIMA ne hissettiğime ALDIRIŞ etmeden hep VERDİM..Kendimi nasılda UNUTMUŞUM.. unutturmuşlar aslında. PARAMPARÇA olmuş KALBİME, doğruları söylemeye çalışan BEYNİME, mutsuz YÜZÜME hep SUS dedim. Sen SUS.. Kendime HAKSIZLIK ettim,kimseye etmediğim kadar.Kendime Geldiğimde ise YORGUN, yılgın, bitkin bir köşe de saklanıp ağlayan ÇOCUK olarak buldum. Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey " GEÇTİ ", bir daha seni kimse ÜZEMEYECEK. Şimdi senden ÖZÜR diliyorum. Seni bu kadar HİÇE saydığım için,insanların seni bu kadar ÜZMELERİNE müsade ettiğim için, seni hiç bir zaman DİNLEMEDİĞİM için,üzerine bu kadar SORUMLULUK yüklediğim için,hakkın olan bütün duyguları sana YAŞATAMADIĞIM için...Şimdi tekrar SÖYLÜYORUM.İNSANLIĞIMDAN, KALBİMDEN, DUYGULARIMDAN,ÇOCUKLUĞUMDAN, HİSLERİMDEN çok ÖZÜR diliyorum...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
